Şanlıurfa Vakfı Sitesine Hoşgeldiniz | 07 Eylül 2010 - Salı
Tektek Dağlarını Merak Ediyor musunuz?
10 Eylül 2009 - Salı / 02:53
Tektek Dağları, ilimizin 50 kilometre doğusundan Harran Ovası ile Viranşehir Ovası’nı birbirinden ayırarak kıraç ve yayvan tepeler halinde Suriye içlerine kadar uzanır.

  Tektek Dağları,  ilimizin 50 kilometre doğusundan Harran Ovası ile Viranşehir Ovası’nı birbirinden ayırarak kıraç ve yayvan tepeler halinde Suriye içlerine kadar uzanır.  Kuzeyden güneye uzanan,  Susuz Dağlar ile Karageçi arasında yayılmış bulunan Tektek Dağları güneye indikçe,  Urfa-Mardin yoluna Çoban Deresi’nden geçit vererek,  yarım bir çember gibi ilimizin etrafını sarar. 

Kıvrımlı bir dağ silsilesi olan Tektek Dağlarının en yüksek tepesi 801 metredir.  Yaklaşık 60 kilometre genişliğindeki bu dağ silsilesinde doğal olarak yetişmiş bulunan Melengiç (menengiç)  fıstık ve butum ağaçları 28 bin dönümlük bir alan kaplamaktadırlar. Bu dağların üzerinde çeşitli isimlerden oluşan “tepe” diye ifade edilen yükseltilerden oluşmuşlardır.      

Yumuşak kalkerden oluşan bu dağ silsilesi kimi yerlerde sertleşmiş mermer tabakalarına rastlanmaktadır. Rengi açık ve pembe olan bu taş şekline halk arasında Simsimi Taşı denmektedir. Bu dağlar üzerinde doğal olarak yetişmiş,  öteden beri var olan melengiç ve butum ağaçları aşılanarak fıstık ağaçlarına dönüştürülmüşlerdir.

             Bu dağlardaki doğal yetişen ağaçların Suriye ye doğru uzanan kısmında 1950 ler den önce büyük bir kısmı yöre halkı tarafından kesilmiş,  kırılmış,  kimi ağaçlar kökten çıkarılmaktaydı.  Bu ağaçlar buraya gelenler tarafından kömür yapılıp satıldığı gibi yakacak olarak da pazarlanmaktaydı.  Kömür ve yakacak olarak kullanılan ağaçlar; çevre il ve ilçelere deve kervanlarıyla hayli zaman taşındığını köylüler anlatıyordu.  Bakımsızlık ve ilgisizlik yanında doğal yapıya acımayan çevre halkı,  Tektek Dağlarındaki bu ağaçların büyük bir kısmının yok olmasına neden olmuşlardır. 

            Yabani yetişmiş olan menengiç, butum ve aşılanan fıstık ağaçları dışında asırlarca tarihe mekân olmuş, uygarlıklara sahiplik etmişlerdir. Bu dağlar da bu gün bilinen öteden beri göçerler ve çevre halkı tarafından kullanılmış bir çok mağara ve su sarnıcı vardır.

Tektek Dağlarının kapladığı alana halk arasında berriye (sahipsiz ) diye anılırdı. Bu gün sahipsiz bir karış toprağı yoktur. 1950 lerden sonra paylaşılan bu yerler, tarihte bir çok kültür ve medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bunların halen izlerine, taş yapılarına rastlanmaktadır. Doğusunda Çimdin Kale, (Eski Kale) Kasr-el benat (Kızlar Sarayı) Çatalat (iki çatal),  batı yöne ve Tektekler’in fıstıklarla kaplı alana doğru geldikçe, Bettik, Senem Mağara, Soğmatar, Şuaypşehr, güneye inildikçe Han-el Ba’rur, Çoban Mağaraları gibi kervansaray, antik kent kalıntıları ve tarihi mekânlar yer almaktadır. Ayrıca dünyanın belki de elle kazılmış en ünlü mağarası olan taş ocağı olarak kullanılan Bazda mağaraları bulunmaktadır. Bunları geçip dağdan çıkınca Harran Ovası ve Harran Harabelerine ulaşılır.  

            1960 lar da bu dağları bölüşemeyen çevre köylüleri arasında kavgalar çıkmış, bunun önlenemeyeceğini anlayan duyarlı bazı köylüler öncülük edip, o zaman ilimizde bulunan Toprak Su Ekip Başmühendisliğine devredilmesine yardımcı olmuşlardır. Böylece Tektek Dağlarındaki doğal alan telef ve talan edilmekten kurtarılmış, ancak kültürel miras olan tarihi mekânlar işgal edilmekten kurtarılamamıştır.

Bu doğal alanın Çevre ve Orman Müdürlüğünün sahiplenmesi gerektiğine inanıyorum. Bu dağlardaki fıstıklıkların korunması için gözetleme kulübeleri yapılmış, koruma amaçlı görevliler tutulmuştur. Bu alanda gözetleme yerleri olmasına rağmen bu doğal hayat çobanların sürülerinden zarar gördüğü gibi köylülerin de “kışlık odun” adı altında ağaçları kırıp dökmektedirler. Tektek Dağlarının batısına düşen bir yerde Toprak-su tarafından bir istasyon yapılmıştır. Hafta sonları insanlar bu doğa harikası yeşil çam ve meyve ağaçları arasında dinlenme olanağı bulmaktadırlar.

            Bu dağlar çevre ovaları besleyen birer su kaynağı olma özelliğine sahip idi.  Ancak şimdi;  Tufan, Zakzuk,  Çalkak, Rüstem, Celelhamar (Kırmızıkaya), Zahır, Alelhamet, Karahisar ve Keleşan Dereleri bir zamanlar bu dağlarda birer çağlayan iken, bu gün kışın küçük su gölcüklerini ancak barındırmaktadırlar. Bu çevrede oturan köylüler öteden beri kullandıkları sarnıçları bırakıp şimdi yeraltına sondajlarla inerek içme ve tarımda kullanmak üzere su elde etmektedirler.

Florası, faunası (hayvan varlığı) ile endemik hayvan türleriyle harika bir tabiat varlığı olan Tektek Dağları Milli Park olma konusunda Şanlıurfa Vakfı Genel Merkezi bir dosya hazırlayarak Milli Parklar Genel Müdürlüğüne müracaata bulunmuş. Uğraşılan çaba boşa gitmemiş. Emeklerin bedeli bizim gururlanacağımız bir karar ve sonuç çıkmıştır. Tektek Dağları milli park olmuştur.